Hatimoğulları'ndan MGK'ye: Alanlar boşaltıldı, bilgisi devletin elinde, karar neden gecikiyor
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, çerçeve yasanın beklemeden uygulanması için Milli Güvenlik Kurulu'nun kararı hızla alması gerektiğini söyledi. "Örgütün boşaltacağı alanlar boşaltıldı ve bilgisi devlette mevcut" diyen Hatimoğulları, Mekke Antlaşması'na da tepki gösterdi. "Suud'un parasına karşılık Türkiye'nin gençlerini savaşa sokmak istiyorlar" dedi.

Rastinews Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM'deki haftalık grup toplantısında çerçeve yasanın uygulanmamasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) beklenen kararı hızla alması çağrısı yaptı.
Toplantıya, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nde somut adım talebiyle Ankara'ya gelen Barış Anneleri de katıldı.
"MGK bu kararı hızla almalı"
Çerçeve yasanın zaman kaybetmeden hayata geçmesi gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, bunun için MGK kararının şart olduğunu hatırlattı.
"Bu kurul bu kararı hızla almalı. Zira örgütün boşaltacağı alanlar boşaltıldı ve bilgisi devlette mevcut. Bütün bu bilgiler devletin raporlarında mevcut" dedi.
Yasanın uygulanmasıyla silah bırakanların ve diasporadakilerin ülkeye dönebileceğini, cezaevindekilerin çıkabileceğini söyledi. İktidar bu yasayı öne koyduğu için demokratikleşme yasalarına ilişkin çalışmaların da durduğunu belirtti.
Meclis'te izleme kurulunun artık kurulması gerektiğini söyleyen Hatimoğulları, Meclis'in edilgen değil aktif bir rol üstlenmesini istedi.
"Eski duvar yerine yeni duvar olmamalı"
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan'ın yeni yerine geçtiğini daha önce kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. Bu yerin bir hapishaneden diğerine geçiş olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
"Eski duvar yerine yeni duvar olmamalı. Sayın Öcalan burayı, Barış ve Siyasallaşma Koordinatörlüğünü yürüteceği bir çalışma mekânı olarak görüyor" dedi.
Öcalan'ın akademisyenler, siyasetçiler, kadınlar ve insan hakları savunucularıyla görüşme talebinin karşılanması gerektiğini, bu kapının sonuna kadar açılmasını istedi. Barışın inşasında en güçlü adımın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması olduğunu belirtti.
"Sözünü tutma sırası devlette"
Hatimoğulları, 27 Şubat'taki çağrıyla bir kapının aralandığını, PKK'nin bu kapıdan geçerek kendini feshettiğini, silahlarını yaktığını ve Türkiye'den çekildiğini hatırlattı. Metina başta olmak üzere birçok kamptan çekilindiğinin açıklandığını da belirtti.
"Bir taraf adım attı ve sözünü tuttu. Şimdi sözünü tutma sırası devlet ve iktidardadır" dedi.
Hatimoğulları, milyonlarca kişinin yanıt beklediği soruları tek tek sıraladı.
"Yasa çıktı, peki ne zaman uygulanacak? Silahlarını yakanlar nereye gelecek? Nasıl ve hangi şartlarda gelecekler? Dönmek isteyenler hangi güvenceyle dönecek? Oyalama, zamana yayma neden? İktidarın bir barış ve demokrasi takvimi var mı? Varsa bunu neden kamuoyuna açıklamıyor?"
Barış Anneleri geceyi parkta geçirdi
Hatimoğulları, beyaz tülbentli annelerin barış mesajının Ankara'dan, Meclis'ten ve kent meydanlarından dünyaya yayıldığını söyledi.
"İnşallah bu dönem de barışın kurucusu olacaksınız" dedi.
Barış Anneleri'nin bir gün önce Ankara'ya geldiğini ve geceyi soğukta Kurtuluş Parkı'nda geçirdiğini aktaran Hatimoğulları, kendisinin ve Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan'ın annelerle parkta bir araya geldiğini söyledi. Annelerden birinin sözlerini kürsüden aktardı.
"Biz soğuktan da korkmuyoruz. Ben betonun üstünde de yatarım. Yeter ki artık bir gencimiz toprağa düşmesin ve yeter ki hapishanedeki çocuklarımız çıksın. Ben karın içinde de yatarım."
Hatimoğulları, annelerin barışın önündeki engellerin kaldırılmasını, tecridin son bulmasını, Öcalan'ın "fiziki özgürlüğünün" sağlanmasını ve siyasi tutsakların serbest bırakılmasını istediklerini söyledi.
"Anaların sözü barışın rehberidir" diyerek tüm siyasi parti liderlerine seslendi.
"4 Kasım darbesi kayyımlarla sürüyor"
HDP'ye yönelik 4 Kasım 2016 operasyonunun 10'uncu yılına değinen Hatimoğulları, Kobanê Davası tutsaklarını andı.
"Hem onların şahsında bütün siyasi mahpuslara ve cezaevinde tutuklu bulunan bütün yoldaşlarımıza buradan hepimiz adına selam ve sevgilerimizi gönderiyorum" dedi.
Kobanê Davası'nda yargılanan siyasetçilerin hâlâ tahliye edilmemesine tepki gösteren Hatimoğulları, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması çağrısı yaptı.
Hatimoğulları, 4 Kasım'da başlayan sürecin yalnızca gözaltı ve tutuklamalarla sınırlı kalmadığını, kayyım uygulamasının Van'dan İstanbul'a yayıldığını söyledi.
"20 milyonluk kentin seçilmiş başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu hala tutuklu ve yargılaması devam ediyor. Partimiz dün Silivri'de davayı takip etti. Siyasetçinin yeri mahkeme salonları değil, halkın yanıdır" dedi.
Hatimoğulları'nın yarın Edirne'de Selahattin Demirtaş'ı, Bakırhan'ın ise Kandıra'da Figen Yüksekdağ'ı ziyaret edeceği açıklandı.
"Fon vurgunu ekonominin Susurluğu'dur"
Susurluk'un üzerinden 30 yıl geçtiğini hatırlatan Hatimoğulları, aynı zihniyetin bugün ekonomide sürdüğünü söyledi.
"Devlet-mafya-siyaset üçgeni aynı arabadaydı. Bugün de bu araba borsada, fonda, bankalarda cirit atıyor. Dev fon vurgunu bu ülkenin ekonomi Susurluğu'dur. Hesap sorulmadan, sorumlular ortaya çıkarılmadan bunun kapanmasına biz izin vermeyeceğiz" dedi.
"Kaynak var, siz yapmıyorsunuz"
Emeklilerin geçim sıkıntısına, iş cinayetlerine ve MESEM'lere dikkat çeken Hatimoğulları, 2027 bütçesini eleştirdi.
"2027 bütçesinde garantili ödemelere 300 milyarlarca lira, faizlere 4 trilyon lira ayırmak için kaynak var. Ancak emekliye, işçiye, emekçiye geldiğimizde diyorlar ki 'Sıfır kaynak, yok.' Yalan. Vallahi kaynak var. Siz yapmıyorsunuz, siz ödemiyorsunuz" dedi.
Hatimoğulları, DEM Parti Kadın Meclisi'nin kadın akademisyen ve uzmanlarla kadın bütçe çalıştayı düzenlediğini aktardı. Çalıştaydan çıkan sonucun, kaynakların silaha ve ranta değil kadın yoksulluğuna, istihdama ve emekliye ayrılması olduğunu söyledi. Partinin "Ekmek, Barış ve Adalet" kampanyasıyla sahada olduğunu da belirtti.
"Suud'un parasına karşılık gençlerimizi savaşa sokmak istiyorlar"
Hatimoğulları, iktidarın bütçede silaha pay ayırırken barış yerine savaş arayışını sürdürdüğünü söyledi. Mekke Antlaşması'nın AKP, MHP ve CHP oylarıyla Dışişleri Komisyonu'ndan geçtiğini, DEM Parti'nin komisyonda "hayır" dediğini ve Genel Kurul'da da karşı oy kullanacağını açıkladı.
Antlaşmaya göre bir ülkeye yapılan saldırının tümüne yapılmış sayılacağını hatırlatan Hatimoğulları, Türkiye'nin kendi seçmediği bir savaşın içine çekilebileceğini dile getirdi.
"Suud'un parasına karşılık Türkiye'nin gençlerini savaşa sokmak istiyorlar. Savaşa siyasi iktidarın mensuplarının çocukları ya da zenginlerin çocukları gitmiyor. O kerpiçli evlerde oturan ailelerin çocukları savaşa götürülüyor. Biz bunu asla kabul etmiyoruz" dedi.
Bölgenin savaş paktlarına değil barış ve işbirliği paktlarına ihtiyacı olduğunu söyleyen Hatimoğulları, Türkiye'nin taraflar arasında arabulucu ve müzakereci rol üstlenmesi gerektiğini belirtti.
"Barış bize altın tepside sunulmayacak"
DEM Parti'nin sürece yaklaşımına dair yapılan yorumlara da yanıt veren Hatimoğulları, partinin tutumunu toplumun barış umudunu koruyacak şekilde ortaya koyduğunu söyledi. DEM Parti'nin 100 yıllık Kürt meselesinin barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesini savunan bir siyasi gelenek olduğunu belirtti.
"Barış bize altın bir tepsi ile sunulmayacak. Barışı biz mücadeleyle kazanacağız, mücadeleyle inşa edeceğiz" dedi.
Pratikte barışı istemeyen kesimler bulunduğunu söyleyen Hatimoğulları, şairden gazeteciye, işçiden emekçiye herkesi sorumluluk almaya çağırdı. Konuşmasını "Hiçbir güç barışın önünde duramaz. Hiçbir güç bu annelerin önünde duramaz" sözleriyle tamamladı.
Yasa ağustosta geçmişti
Kamuoyunda çerçeve yasa olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun", 10 Ağustos'ta TBMM Genel Kurulu'nda 467 oyla kabul edilmiş ve ardından Resmi Gazete'de yayımlanmıştı.
Yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiili varlığına son verdiğinin güvenlik kurumlarınca tespit edilmesi ve bu tespitin MGK kararıyla teyit edilmesi şart koşulmuştu. Kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından altı aylık başvuru süresi başlayacaktı.
