İÇERİĞE ATLA
ORTADOĞU8 DK OKUMA

Komala, PJAK'ın "demokratik entegrasyon" modelini reddetti: Kürtlere en fazla gönüllü asimilasyon getirir

Doğu Kürdistanlı partilerden Kürdistan Devrimci Emekçiler Komalası, PJAK'ın son dönemde gündeme taşıdığı "demokratik entegrasyon" önerisini reddetti. Parti, modelin Kürtleri ulus olarak değil, İran'daki kültürel azınlıklardan biri olarak gördüğünü ve kendi kaderini tayin hakkını dışarıda bıraktığını açıkladı.

PAYLAŞ
Komala, PJAK'ın "demokratik entegrasyon" modelini reddetti: Kürtlere en fazla gönüllü asimilasyon getirir

RastinewsKürdistan Devrimci Emekçiler Komalası Merkez Komitesi, Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) Doğu Kürdistan için önerdiği "demokratik entegrasyon" modeline karşı yazılı bir açıklama yayımladı. Komala, kavramın yanıtsız kalması halinde Kürt hareketine ve kazanımlarına ağır zarar verebileceğini belirtti.

Açıklamaya göre "demokratik entegrasyon", son dönemde Kürdistan'daki sosyal medya platformlarında Kürt meselesi ve İran'daki diğer ulusların sorunu için yeni bir çözüm diye sunuldu. Rojhilatlı çok sayıda siyasetçi ve aydın da öneriye eleştiri yöneltti.

Komala, her siyasi gücün görüşlerini kamuoyuna sunma hakkı olduğunu kabul etti. Aynı ölçüyle bu görüşlerin eleştiriye ve soruya açık olması gerektiğini ekledi.

"Kürtleri ulus değil, toplumsal bir bileşen sayıyor"

Partiye göre modelin ilk sorunu içeriğinin belirsizliği. Öneri İran'daki "toplumlardan" uzun uzun söz ediyor. Kürtlere hangi hakkın tanınacağı, nasıl bir siyasi yapı ve hukuki çerçeve öngörüldüğü ise metinde yer almıyor.

Komala asıl itirazını Kürtlerin tanımlanış biçimine yöneltti. Açıklamada, modelin Kürtleri kendi yurdu olan devletsiz bir ulus yerine İran'ın "kırk parçalı" toplumu içindeki kültürel bir azınlık gibi ele aldığı, böylece meseleyi siyasi ve ulusal bir sorun olmaktan çıkardığı ifade edildi.

Özerklikten federasyona, bağımsızlığa kadar hiçbir Kürt siyasi yapısının öneride karşılığı bulunmuyor. Komala'ya göre anayasal güvence, iktidara katılım ve kendi kaderini tayin hakkı da "klasik" siyaset sayılıp bir kenara bırakılıyor.

İsveç'teki Kürtler, Almanya'daki Türkler örneği

Açıklamanın en sert bölümü toprak meselesine ayrıldı. Komala, önerilen entegrasyon biçiminin ancak göçmen topluluklara uyabileceğini söyledi. İsveç'teki Kürtleri, Almanya'daki Türkleri ve Fransa'daki Arapları örnek gösteren parti, bu toplulukların anadilde ders ya da kültürel destek talebinin yerinde olduğunu, ancak aynı modelin Kürdistan'a uygulanmasının Kürtleri kendi yurtlarından koparmak anlamına geleceğini kaydetti.

"Kürtler topraksız, dağınık bir göçmen azınlık değildir. Kürdistan, Kürtlerin binlerce yıllık yurdudur" ifadeleri açıklamada yer aldı.

Demokrasi ulusal hakların yerini tutmuyor

Komala, İran'ın demokratikleşmesinin Kürtlere de yarayacağını kabul etti. Ancak demokrasinin ulusal sorunun çözümü yerine konamayacağını, yalnızca hak mücadelesine daha özgür bir zemin açtığını söyledi. Partinin bu konudaki programı demokratik, çoğulcu ve laik bir İran'da federal yapı.

Komala Merkez Komitesi, açıklamayı modelin Doğu Kürdistan için "ithal" ve kabul edilemez olduğu sonucuyla bitirdi. Partiye göre bu yaklaşımın Kürtlere sunabileceği en ileri sonuç gönüllü bir erimeden ibaret.

Aynı koalisyondaydılar

Komala ve PJAK, Şubat 2026'da kurulan İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu'nda İran Kürdistan Demokrat Partisi, Kürdistan Özgürlük Partisi ve Xebat ile birlikte yer almıştı.

PJAK Eşbaşkanı Amir Kerimi, Şafak News'e verdiği röportajda partisinin silah bırakma şartı olarak etnik ve dini tahakkümden arınmış, adem-i merkeziyetçi, demokratik ve federal bir İran'ı göstermişti.

Komala'nın açıklaması partinin resmi internet sitesinde yayımlandı.

Açıklamada öne çıkanlar:

  • Her ulusun temel hakkı olan kendi kaderini tayin hakkı, modelde hiç yer almıyor.

  • Özerklik, federasyon ya da bağımsızlık… Komala'ya göre öneride hiçbir Kürt siyasi yapısına yer verilmiyor, iktidara katılım da talep edilmiyor.

  • Parti, modelin ancak İsveç'teki Kürtler ya da Almanya'daki Türkler gibi göçmen topluluklara uyabileceğini belirtti. "Kürdistan, Kürtlerin binlerce yıllık yurdudur" ifadesi açıklamada yer aldı.

  • Demokrasi, Komala'ya göre ulusal sorunun çözümünün yerini tutmuyor. Yalnızca hak mücadelesine daha özgür bir zemin açıyor.

  • Partinin bu konudaki programı demokratik, çoğulcu ve laik bir İran'da federal haklar.

Komala ve PJAK, Şubat 2026'da kurulan İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu'nda birlikte yer almıştı.

Komala Merkez Komitesi'nin açıklamasının tam metni şöyle:

Komala'nın "demokratik entegrasyon" kavramına ilişkin görüşü

Geçtiğimiz dönemde Kürdistan'ın sanal ortamında ve sosyal medya ağlarında "demokratik entegrasyon" adıyla yeni bir kavram ve söylem ortaya atıldı. Bu kavram, Kürt meselesinin ve İran'daki diğer ulusların sorununun çözümü için yeni bir yol olarak sunuldu. Konuyu gündeme getiren ve sunan kaynağın Kürdistan Özgür Yaşam Partisi, yani PJAK olduğu herkesçe bilinmektedir. Konu tepkilere de yol açtı ve Doğu Kürdistan'dan kayda değer sayıda siyasi aktivist ve aydın eleştiri ve görüşlerini dile getirdi.

Öncelikle bir kez daha vurgulamak isteriz ki, tüm siyasi güçlerin ve her bireyin görüşlerini, politikalarını, önerilerini, projelerini ve eleştirilerini toplum düzeyinde gündeme getirme ve kamusal tartışmaya açma hakkı olduğunu kabul ediyoruz. Aynı ölçüyle, kendilerine yanıt verilmesine, soru, eleştiri ve görüş yöneltilmesine de hazır olmaları gerekir.

Bu konuyu inceledikten sonra, bölgenin hassas durumunu ve Doğu Kürdistan'ın önündeki tehlikeleri göz önünde bulundurarak, bu konudaki görüş ve tutumumuzu açık, net ve kısa bir şekilde herkesin bilgisine sunmayı gerekli gördük. Özellikle "demokratik entegrasyon" yaklaşımının yanıtsız kalması halinde büyük bir yanılgı yaratabileceğine, hareketimize ve kazanımlarına ağır zarar verebileceğine inanıyoruz.

Komala, Kürdistan'ın kurtuluşu, Kürt halkının haklarının güvenceye alınması, halkının özgürlüğü ve mutluluğu uğruna binlerce şehit, binlerce gazi ve siyasi tutsak vermiş, bu yurdun her karışını evlatlarının kanıyla nakşetmiş bir partidir. Ulusal haklar ve yurtseverlik mücadelesini özgürlük, adalet, demokratik ve ilerici değerlerin savunusuyla birleştirebilmiş, Kürdistan'ı ve onun meşru hareketini bununla zenginleştirmiş öncü ve yol açıcı bir güçtür. Bu hareketi yönlendirme ve ileriye taşıma konusunda büyük bir sorumluluk üstlenmiş, bugün bu sorumluluğu her zamankinden fazla taşıyan bir güç olarak Komala, bu kavram hakkında konuşmayı, eleştirilerini, açıklamalarını ve uyarılarını halk kitlelerine sunmayı kendi görevi saymaktadır.

1- "Demokratik entegrasyon" kavramının temel sorunlarından biri, somut içeriğinin bulanık ve belirsiz olmasıdır. İran içindeki "toplumlardan" çokça söz ediyor, ancak Kürtler için tam olarak hangi hakkı güvence altına aldığı belli değil. Kürtlerin geleceği için ne bir siyasi varlıktan, ne bir statüden ne de hukuki bir çerçeveden söz ediliyor. Genel olarak çok gürültü, az ve belirsiz içerik.

Ancak bu yaklaşımın en büyük ve en temel sorunu, Kürtleri bir ulus olarak, ezilen ama hak sahibi bir halk olarak, devletsiz ama yurt sahibi bir ulus olarak değil, kültürel bir azınlık, İran'ın kırk parçalı toplumu içinde toplumsal bir bileşen olarak görmesi, onlara bu doğrultuda yaklaşması ve onlar için de ancak bu kadar hak talep etmesidir.

"Demokratik entegrasyon", İran'daki Kürt meselesini siyasi, ulusal ve kimlik talebine dayanan bir mesele olmaktan çıkarıp aşağı çekiyor, daraltıyor ve onu yalnızca henüz ulus düzeyine ulaşmamış toplumsal-kültürel bir bileşenin sorunu olarak tanımlıyor.

2- Her ulusun temel hakkı olan kendi kaderini tayin hakkının "demokratik entegrasyon" kavramında tamamen yer almaması tesadüf değildir. Bu durum, Doğu Kürdistan dahil Kürt devrimlerinin tüm tarihsel deneyimiyle ve Komala'nın siyasi inanç ve ilkeleriyle çelişmekte, bağdaşmamaktadır.

Aynı doğrultuda "demokratik entegrasyon"da özerklikten federal sisteme ve bağımsızlığa kadar hiçbir Kürt siyasi varlığı görülmüyor, böyle bir şey yok. Bu yaklaşım Kürt meselesine siyasi bir mesele olarak değil, toplumsal-kültürel bir azınlığın meselesi olarak baktığı için Kürtler adına hiçbir siyasi talep içermiyor, bir Kürt siyasi varlığı istemiyor ve siyasi iktidara katılım talep etmiyor.

Genel olarak siyaset, devlet, iktidar ve iktidara katılım, siyasi ve idari yapı, Kürt haklarının resmen tanınması ve anayasada güvenceye alınması gibi siyasi taleplerle ilgili her şeyin bu bakış açısında yeri yok. Bunlar "klasik" çizginin ve "klasik" partilerin olguları sayılarak reddediliyor.

3- Bu düşünce çizgisinin bir başka büyük hatası, Kürtlerin toprağını ve yurdunu görmezden gelmesi, daha açık söylemek gerekirse Kürtleri toprağından ve yurdundan koparıp yoksun bırakmasıdır. Doğu Kürdistan'daki Kürt meselesinin çözümü için reçete olarak sunulan bu tür bir entegrasyon, aslında bir dönem kendi ülkesini terk edip başka bir ülkeye yerleşmiş mülteci ya da göçmenler için uygun olabilir. İsveç'teki Kürtler, Almanya'daki Türkler ya da Fransa'daki Araplar gibi toplulukların doğal olarak yurt, siyasi varlık ya da federal yapı talep etmesi söz konusu olamaz. Onlar için kültürel haklarının tanınması, örneğin ana dilde bir dersin o ülkenin eğitim programına konulması ya da kültürlerini korumaları, sanatsal ve kültürel etkinliklerini geliştirmeleri için devlet tarafından bütçe ayrılması uygun bir program, demokratik ve insancıl bir adım olabilir.

Ancak bu modelin Kürdistan'a ve Kürt hareketine dayatılması, Kürt halkının meşru haklarının altını oymak ve bu hak ve taleplerin meşruiyetini elinden almaktan başka bir anlam taşımaz. Kürtler bir aşiret ya da toprağı ve yurdu olmayan, dağınık, göçmen bir azınlık değildir. Kürdistan, Kürtlerin binlerce yıllık yurdudur ve "demokratik entegrasyon" kavramının hiçbir biçimde romantize edilmesi bu tarihsel gerçeği gözden kaybettiremez, kaybettirmemelidir.

4- "Entegrasyon" taraftarlarının okura yoğun biçimde yağdırdığı kavramlardan biri demokrasi kavramı ve kelimesidir. Ne yazık ki burada da hata ve saptırma, demokrasinin rolü ve işlevine dair gerçek bir kavrayışın yerini almış ve konuyu yanlış bir yöne çekmiştir. Özellikle İran gibi insan öldüren totaliter bir rejimin yönettiği bir ülkede demokrasinin olumlu ve önemli rolüne kimsenin itirazı yoktur. Bu demokratikleşmenin Kürt meselesine de hizmet edeceğinden şüphe yoktur.

Kürt partileri de devrimin başından beri bunu iyi biliyordu. Komala en başından beri genel olarak İran'da ve aynı şekilde Kürdistan'da demokrasi konusunda ısrarcı olmuş, bunun için mücadele etmiş ve bununla gurur duymaktadır.

Ancak demokrasi, tüm önemine rağmen, ulusal sorunun çözümünün yerini tutmaz. Bu meselenin kendi programı, kendi projesi ve kendi mücadelesi olmalıdır. Çözümü için doğru siyasi ilkeler, berrak bir bakış, durumun doğru analizi ve uygun bir proje gerekir. Herkesin bildiği gibi Komala, bu meselenin İran çerçevesinde çözümü için demokratik, çoğulcu ve laik bir İran'da federal haklar programını ortaya koymuştur.

Demokrasi istibdat engelini önümüzden kaldırır, diktatörlüğün baskısını ve katliamlarını üzerimizden çeker, haklarımız için daha özgür ve daha geniş bir mücadele imkânı sağlar. Başka bir deyişle demokrasi, ulusal haklar için verilen mücadelenin yerini almaz. Aksine bize, hedeflerimiz için daha özgürce, daha etkili, daha geniş bir kitleye ulaşarak ve bize karşı şiddet ihtimalinin daha az olduğu koşullarda mücadele edebileceğimiz bir kapı açar. Ne yazık ki "demokratik entegrasyon", demokrasi silahını Kürt haklarını güvenceye almak için değil, bu hakları silmek ve göz ardı etmek amacıyla kullanıyor, onu kötüye kullanıyor.

Sonuç olarak, yukarıdaki tüm hususları göz önünde bulundurarak "demokratik entegrasyon" çizgisini hareketimizin tarihi, içeriği ve şiarlarıyla bağdaşmayan, İran'daki Kürt halkının istek ve özlemleriyle uyuşmayan yanlış bir ithal olarak görüyoruz. "Entegrasyon"un bizim için gördüğü düşte ne kendi kaderini tayin hakkı, ne Kürt meselesinin çözümü için bir program, ne bir Kürt siyasi varlığı, ne yasal bir hak, ne Kürtler için bir statü ne de siyasi iktidara katılım için hukuki bir mekanizma görülüyor. Bu yaklaşımın Kürtlere kazandırabileceği en ileri sonuç, gönüllü bir asimilasyondan başka bir şey değildir. "Demokratik entegrasyon", Doğu Kürdistan için hiçbir şekilde uygun ve kabul edilebilir olmayan ithal bir kavramdır.

İran Kürdistanı Devrimci Emekçiler Komalası
Merkez Komitesi
8 Xezelwer 1405 (Hicri Şemsi) / 30 Ekim 2026

PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum yaz

SONRAKİ HABERLER