İÇERİĞE ATLA
ORTADOĞU4 DK OKUMA

Kubad Talabani'den Rojhilat'a "Terörsüz Türkiye" modeli

Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani, Rojhilatlı Kürt partileri ile Tahran arasında Türkiye'deki sürece benzer bir barış önerdi. Türkiye'de süreç devletin çağrısı ve Abdullah Öcalan'ın mektubuyla başlamıştı. Rojhilat'ta ise Tahran sessiz, partilerin haberi yok, idamlar ve saldırılar sürüyor.

PAYLAŞ
Kubad Talabani'den Rojhilat'a "Terörsüz Türkiye" modeli

RastinewsKürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubad Talabani, İran ile Rojhilatlı Kürt partileri arasındaki sorunun çözümü için Türkiye ile PKK arasındaki süreci model gösterdi. Talabani, Abu Dabi'de The National gazetesine verdiği röportajda "Çok fazla çatışma, çok fazla kaos yaşadık. Şimdi barış zamanı" dedi.

"ABD ile İran arasında da İran ile Körfez arasında da barış kurmaya çalışırken İran yönetimi ile İranlı muhalif gruplar arasında kalıcı bir barış kurmak için de bir fırsat var" diye konuştu. Önerinin Rojhilat'ta neye karşılık geleceği ise Türkiye modelinin nasıl kurulduğuna bakınca netleşiyor.

Türkiye'de süreç devletin çağrısıyla başladı

Türkiye'deki süreç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Ekim 2024'te Meclis kürsüsünden Öcalan'a yaptığı çağrıyla başlamıştı. Ankara, DEM Parti heyetlerinin İmralı'ya gidişine izin vermiş ve Öcalan'ı muhatap almıştı.

Öcalan 27 Şubat 2025'te "Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı"nı yapmıştı. PKK, mayısta topladığı kongrede kendini feshetme ve silah bırakma kararı almıştı. Feshedilen yapının bugünkü adı Hareket Yönetimi.

Meclis'te ağustosta Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuştu. Ankara sürece "Terörsüz Türkiye" adını vermişti.

Hewlêr'in "lojistik desteği"

Talabani, Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin bu süreci desteklediğini, teşvik edici girişimlerde bulunduğunu ve lojistik destek sağladığını söyledi. Desteğin en görünür anı 11 Temmuz 2025'te yaşanmıştı.

Silêmanî'nin 50 kilometre batısındaki Casene Mağarası'nda yaklaşık 30 PKK'li silahlarını yakmıştı. Törene Kürdistan Bölgesi Hükümeti yetkilileri, Türk ve Irak istihbaratından isimler ve DEM Parti heyeti katılmıştı.

Türkiye modelinde Hewlêr'in yeri böylece belirlenmişti. Silahlar Başûr'da bırakıldı, lojistiği Kürdistan Bölgesi Hükümeti sağladı, Ankara ise süreci kendi adıyla yürüttü.

Talabani, Türkiye'deki sürecin "tarafların kendisi tarafından yürütülmesi gerektiğini" vurguladı. Rojhilat'ta ise taraflardan biri konuşmuyor, diğeri süreçten habersiz.

Tahran'dan sürece dair kayıtlı tek bir açıklama yok. Bahçeli'nin çağrısına ya da Öcalan'la yürütülen görüşmelere denk düşen bir adım da atılmadı.

Süreç fikrini ilk kez 12 Ekim'de Hewlêr'deki MERI Forumu'nda Talabani'nin ağabeyi, Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Genel Başkanı Bafel Talabani ortaya atmıştı. İran Kürdistan Demokrat Partisi (İKDP) Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Mevludi ise The Amargi'ye "Böyle bir konu bizimle konuşulmadı" demişti.

Kürdistan Emekçileri Komalası'ndan Feribe Muhammedi de "Böyle bir girişimden kesinlikle haberimiz yok" ifadesini kullanmıştı. Türkiye'de süreci PKK'nin kendi kararı başlatmıştı, Rojhilat'ta ise süreci partilerin dışında başkaları duyurdu.

Tahran'dan gelen tek ses teslim talebi

Tahran'ın Rojhilatlı partilere dair kayda geçen tek tutumu başka bir kanaldan geldi. İran'ın Bağdat Büyükelçisi geçen hafta Irak'ın bu partileri ya sınır dışı etmeyi ya da İran'a teslim etmeyi kabul ettiğini açıkladı.

Partiler böyle bir karardan haberdar edilmediklerini söyledi. The National'ın bu yönde bir plan olup olmadığı sorusunu Talabani yanıtlamadı ve Türkiye modeline geçti.

Komisyon yerine idam sehpası

Türkiye'de süreç yasal çerçeve tartışmasıyla Meclis'e taşındı. İran'da ise aynı dönemde idam sayıları arttı.

Hengaw'ın 9 Ekim'de yayımladığı rapora göre ocak protestolarında gözaltına alınan en az 106 kişiye idam cezası verildi ve bunlardan 35'i infaz edildi. Aralarında Kirmaşan, Sehne, Qorve ve Seqizli en az yedi Kürt var, ikisi idam edildi.

Kürdistan Emekçileri Komalası'ndan Muhammedi, anlamlı bir müzakere için ulusal hakları, kendi kaderini tayin hakkını, kuvvetlerin Kürt kentlerinden çekilmesini ve siyasi tutsakların serbest bırakılmasını öncelik olarak sıralamıştı. Talabani'nin önerisinde bunların hiçbiri geçmiyor.

Savaşmayan partilere silah bırakma modeli

Türkiye modeli, 40 yılı aşkın silahlı çatışmanın sona erdirilmesi için kuruldu. Talabani ise Rojhilatlı partilerin İran savaşında bölgeyi İran'a karşı kullanmadığını kendisi söylüyor.

"İranlı muhalif gruplara Kürdistan Bölgesi'ni İran topraklarına karşı bir fırlatma rampası olarak kullanmamaları gerektiğini çok açık söyledik. Neyse ki kullanmadılar" dedi. Talabani'ye göre ABD'nin bu partileri İran'a sokma planı da "hiçbir zaman" olmadı.

ABD Başkanı Donald Trump ise mayısta Kürtlere "mühimmatıyla birlikte bazı silahlar" gönderdiklerini, ancak bunların teslim edilmeyip ellerinde tutulduğunu söylemişti. Talabani, "Bana verilmediğini biliyorum. Bize verilmediğini biliyorum. Silahları kim verdiyse kime verdiğini de biliyordur" yanıtını verdi.

Saldıran taraf Tahran

Kürdistan Bölgesi Hükümeti'nin verilerine göre İran, 28 Şubat'tan bu yana bölgeye binden fazla İHA ve füze saldırısı düzenledi. The National'a göre savaş sona erse de Rojhilatlı partileri hedef alan saldırılar sürüyor.

Talabani aynı röportajda Irak'tan Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) yönelik saldırılardan "dehşete düştüklerini" söyledi. İran'ın Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırıları için benzer bir ifade kullanmadı.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, MERI Forumu'nda Rojhilatlı partilerin savaş sırasında "çok sorumsuz davrandığını" söylemişti. Barzani "Kürdistan Bölgesi İran'a yönelik tehditlerin fırlatma rampası olmayacak" demişti.

İki yıldır hükümet kuramayan KDP ve KYB, Rojhilat konusunda aynı dili konuşuyor. Talabani hükümetin kurulamamasını "utanç verici" olarak nitelendirdi.

Başûr'a Bağdat, Rojhilat'a Casene

Talabani Başûr'un kazanımlarını siyasal müzakereye bağladı. "Federalizmimizi, anayasadaki haklarımızı Kürdistan'da kalarak değil, Bağdat'a giderek elde ettik" dedi.

Rojava için de "Suriye'deki Kürt meselesinin askeri çözümü yok" diyerek SDG'yi Şam'la siyasi müzakereye teşvik ettiklerini söyledi. Rojhilat için önerdiği modelde ise hak, statü ya da anayasa yer almıyor.

Tartışmanın özü

Türkiye modeli bir devlet çağrısı, bir muhatap, bir silah bırakma töreni ve bir Meclis komisyonu üzerine kurulmuştu. Talabani'nin Rojhilat'a önerdiği modelde ise yalnızca silah bırakma kalıyor.

Tahran çağrı yapmadan, partiler süreçten haberdar edilmeden ve idam sehpaları sökülmeden kurulan bir sürece barış denebilir mi? Yoksa Rojhilat'a önerilen, Türkiye modelinin yalnızca Casene ayağı mı?

PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum yaz

SONRAKİ HABERLER