Barzani ailesini eleştirmek başka, Başûr'u gözden çıkarmak başka
Koalisyon güçlerinin Irak'tan çekilmesine iki gün kala Koye'de Rojhilatlı muhaliflerin ailelerinin kaldığı kampa düşen dronlar, federe Kürdistan bölgesinin gökyüzünün korumasız kaldığını gösterdi. Aile yönetimini eleştirmek bir şey, Kürtlerin elindeki tek statüyü kaybetmeyi göze almak başka bir şey.

RastinewsBu sabah saat Koye'deki Azadi Kampı'na üç kamikaze drone düştü. Kampta İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) mensuplarının aileleri yaşıyor. Kimse ölmedi. Ama kampta uyuyan çocukların anneleri, bu gece bir şeyi daha net öğrendi: Koye'nin gökyüzü artık kimsenin koruması altında değil.
Zamanlama dikkat çekici. ABD öncülüğündeki koalisyonun Irak'tan çekilmesi çarşamba günü, 30 Eylül'de tamamlanıyor. Yıllardır Hewlêr'e yönelen drone ve roketleri havada durduran nokta savunma sistemleri de askerlerle birlikte bölgeden ayrılıyor.
"Utanç verici" mi, "savunmasız" mı
Kürdistan Bölgesi Başbakanı Mesrur Barzani, pazar günü Financial Times'a verdiği röportajda tam olarak bu tabloyu anlattı. 28 Şubat'ta başlayan İran savaşından bu yana bölgenin binin üzerinde drone, roket ve füze saldırısına maruz kaldığını, uygun bir savunma sistemi olmadan geride bırakılmanın kabul edilemez olduğunu söyledi.
Gazete haberi ABD'nin çekilmesini "utanç verici" bulan bir Kürt lider başlığıyla verdi. Barzani'nin ofisi aynı gün itiraz etti. Başlığın ve yorumun Barzani'nin sözlerini yansıtmadığını, asıl mesajın bölgenin hava savunmasız bırakılmasının onu kırılgan hale getirdiği olduğunu açıkladı ve gazeteden düzeltme istedi.
İtirazın ikinci maddesi daha az konuşuldu ama bu sabahki saldırıyla birlikte okununca ağırlık kazanıyor. Financial Times, Rojhilatlı Kürt muhalif grupların bölgede "açıkça faaliyet yürüttüğünü" yazmıştı. Hewlêr bu ifadeyi kanıtsız buldu ve Hewlêr, Bağdat ve Tahran arasındaki güvenlik anlaşmasını hatırlattı. Azadi Kampı, o cümlenin sahadaki karşılığıdır.
Ama başlık tartışması meselenin kendisi değil. Mesele şu: Hewlêr, ABD giderken kendi gökyüzünü kendisi koruyamıyor. Ve bunun tek sorumlusu Washington ya da Tahran değil.
Otuz dört yılın bilançosu
Federe Kürdistan bölgesi 1991'den beri fiilen, 2005 Irak Anayasası'ndan beri hukuken var. Otuz dört yıl bir kuşağın ömrüdür. Bu sürede bölge ne kendi ayakları üzerinde duran bir ekonomi kurabildi ne de kendi hava savunmasını satın alabilecek bir hukuki konum elde edebildi. Barzani'nin kendi ifadesiyle, bu sistemleri yalnızca Bağdat alabiliyor.
Memur maaşları hâlâ Bağdat'tan gelecek bütçe transferine bağlı. Maaş krizleri her yıl yeniden yaşanıyor. Petrol gelirinin nereye aktığı, kimin şirketinin hangi ihaleyi aldığı sorusu Silêmanî'deki eylemlerden Hewlêr'deki kahve sohbetlerine kadar hiç eksik olmuyor.
Siyasi haritaya bakınca tablo daha da netleşiyor. KDP Genel Başkanı Mesud Barzani. Hükümetin başında oğlu Mesrur Barzani. Bölge başkanlığında yeğeni Neçirvan Barzani. Silêmanî'de ise Talabani ailesi. İki idari bölge, iki Peşmerge, iki istihbarat. Bir devlet olmaya aday bir yapı, iki aile şirketinin ortaklığı gibi yönetiliyor.
Bir gazeteci olarak şunu da eklemeliyim: Sherwan Sherwani gibi meslektaşlarımızın yıllarca cezaevinde tutulduğu bir yerde "demokratik Kürt deneyimi" sözü, eleştiriyi hak ediyor.
Yine de o toprak bir aileye ait değil
Bütün bunlara rağmen bugün Başûr'a sahip çıkmak zorundayız. Çünkü eleştirdiğimiz şey yönetimdir, statünün kendisi değil. O statü bir ailenin mülkü değil; Mahabad'dan Halepçe'ye, Enfal'den 2017 referandumuna uzanan bir yüzyılın bedelidir.
Dört parçaya bakın. Rojava'da on iki yılda kurulan yapı Şam'la entegrasyon sürecinde çözüldü. Rojhilat savaşın ortasında. Bakur'da hiçbir kazanım henüz anayasal bir güvenceye dönüşmedi. Kürtlerin uluslararası hukukta tanınmış, parlamentosu, bayrağı ve silahlı gücü olan tek bölgesi Başûr'dur.
Ve bu bölge yalnızca Başûrlulara ait değil. Koye'de kamp kuran Rojhilatlı aileler, Duhok kamplarında yıllardır yaşayan Şengalli Êzîdîler, Rojava'dan göç edenler aynı çatının altına sığındı. Bu sabah dronların vurduğu yer de o çatıydı.
Dokuz yıl önce, 25 Eylül 2017'de bu bölgenin halkı sandığa gitti ve bağımsızlığa evet dedi. Üç hafta sonra, 16 Ekim'de Kerkük kaybedildi. O gün Kürtler, bir statünün ne kadar hızlı daralabileceğini gördü. Aynı hatayı bu kez gökyüzünde yaşamaya lüksümüz yok.
Destek açık çek değildir
Bu yüzden söylenmesi gereken iki şey var ve ikisi birlikte söylenmeli.
Kürt siyasi aktörleri, dört parçadaki partiler ve Avrupa'daki diaspora, Başûr'un hava savunması meselesini ortak bir talebe dönüştürmeli. Berlin'de, Londra'da, Paris'te hükümetlere sorulacak soru basit: Koalisyon olarak yıllarca birlikte savaştığınız bir bölgeyi korumasız bırakıp gidecek misiniz?
Hewlêr de bu desteğin bir karşılığı olduğunu bilmeli. Aile yönetiminden kurumsal yönetime, iki başlı Peşmergeden tek orduya, kapalı petrol hesaplarından şeffaf bütçeye geçmeyen bir yönetim, kendisini savunacak halkı da zamanla kaybeder.
Başûr'u savunmak Barzanileri savunmak değildir. Ama Barzanilere kızıp Başûr'u gözden çıkarmak, Kürtlerin bu yüzyılda yapabileceği en pahalı hata olur.
Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir; Rastinews'in yayın politikasıyla örtüşebilir de örtüşmeyebilir de. Rastinews, farklı görüşlere açık özgür bir platformdur.
