İÇERİĞE ATLA
MAKALE4 DK OKUMA

Bağdat-Tahran-Hewlêr masası: Rojhilat partilerine barış değil tasfiye dayatılıyor

Irak, federe Kürdistan bölgesi ve İran'ın güvenlik yetkilileri, Rojhilatlı Kürt muhalefet partilerinin Başûr'daki varlığını görüşmek üzere bugün aynı masaya oturuyor. Bafil Talabani'nin Rojhilat'a önerdiği "Türkiye modeli"nin sonucunu ise Rojava'da görüyoruz: silahlar teslim edildi, haklar havada kaldı, kadınlar okuldan geri itiliyor.

PAYLAŞ
Bağdat-Tahran-Hewlêr masası: Rojhilat partilerine barış değil tasfiye dayatılıyor

RastinewsBugün, 19 Ekim'de Bağdat, Hewlêr ve Tahran'ın güvenlik yetkilileri aynı masaya oturuyor. Gündemde tek madde var: Rojhilatlı Kürt muhalefet partilerinin federe Kürdistan bölgesindeki varlığı.

Toplantıyı Irak Ulusal Güvenlik Danışmanı Kasım el-Abudi duyurmuştu. Abudi geçen hafta Rûdaw'a "İranlı muhalefet meselesini çözmeye kararlıyız" demiş, Bağdat'ın bu partilerin üyeleri ve aileleri için sınırdan uzakta kamplar kurmayı kabul ettiğini eklemişti.

Bu satırlar yazılırken toplantının sonucuna dair resmi bir açıklama yoktu. Ama masanın neyin üzerine kurulduğu belli.

Masaya giden yol dronlarla döşendi

17 Ekim gecesi İran'dan kalkan iki dron, Hewlêr'e bağlı Balisan'da Komala'nın üssünü vurdu. Komala'dan Ali Rencberi, Rûdaw'a can kaybı olmadığını, binaların hasar gördüğünü söyledi. Saldırıyı İran'ın yarı resmi Mehr ajansı da duyurdu.

Ondan önce, 12 Ekim'de İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) üyelerinin ailelerinin yaşadığı Koye'deki Azadî Kampı vurulmuştu. Rûdaw'ın izlemesine göre 28 Şubat'tan bu yana Başûr'a binden fazla dron ve füze atıldı, birkaç Peşmerge yaşamını yitirdi.

Sınırın öte yanında Devrim Muhafızları, Merîwan ve Şaho dağlarında topçu ve dronla operasyon yürütüyor. Aynı hafta Tahran Devrim Mahkemesi, Sineli Kürt aktivist Varîşe Moradi'ye ikinci kez idam cezası verdi.

Tahran'ın "diyalog" anlayışı bu: Bir elde idam kararı, öbüründe dron kumandası.

Talabani'nin ihraç ettiği model

Bu tablonun ortasında Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Genel Başkanı Bafil Talabani, 12 Ekim'de Hewlêr'deki MERI Forumu'nda İran'la bir süreç başlattıklarını ilan etti. "Uzun olacak ama başarılı olacak" dedi ve PKK-Ankara hattını Rojhilat için örnek gösterdi. Aynı konuşmada Kürtlerin İran ile ABD arasında arabulucu olabileceğini anlattı: "İki taraf da bize güveniyor."

Mesele tam da bu güvende. Talabani, Rojhilat Kürtlerinin sözcüsü gibi değil, Tahran'ın Kürt meselesini masadan kaldırmak için başvurduğu bir aracı gibi konuşuyor. Önerdiği şey bir barış süreci değil: Silahı bırak, sınırdan çekil, kampa gir; karşılığında ne af var, ne siyasete katılım, ne de Kürt kimliğine dair tek bir cümle. Buna barış denmez, tasfiye denir.

KDP-İ Sözcüsü Halid Azizi'nin Rûdaw'a sorduğu soru bu yüzden yerinde: Müzakereye açığız, ama Tahran'da kim kimin adına konuşacak?

Talabani ailesinin Tahran'la kurduğu bu yakınlığın bedeli Kürtlere daha önce de ödetildi. 16 Ekim 2017'de Irak ordusu ve Haşdi Şabi Kerkük'e girerken KYB Peşmergesi kilit mevzilerden çekilmişti. Dönemin Kürt basını, çekilme emrini Bafil ve Lahur Talabani ile Aras Şeyh Cengi'nin verdiğini yazmıştı. Aile bunu reddetti. Ama Kerkük'ün kaybının dokuzuncu yıl dönümü üç gün önceydi ve aynı kapı bugün Rojhilat için açılıyor.

Bu forumda dengeyi kuran ses Barzani cephesinden geldi. Barzani Karargâhı 13 Ekim'de yaptığı açıklamada forumun siyasi çoğulculuğu koruyamadığını, Kürdistan'ın diğer parçalarındaki köklü partileri dışarıda bıraktığını ve forumla "hiçbir bağları olmadığını" duyurdu. Dört parçanın masada temsil edilmediği bir zemine onay vermeyen bu duruş, şapka çıkarılacak bir tutumdur. Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani de aynı forumda Tahran'a seslendi: "İnkâr politikası sonsuza dek sürdürülemez."

Barzani'nin Rojhilat partilerini "sorumsuzlukla" eleştirmesi ise anlaşılır bir kaygıdan doğuyor. Yine de altı çizilmeli: Başûr'u dronla vuran Rojhilat partileri değil, Tahran.

Rojava: Modelin faturası

Talabani'nin Rojhilat'a önerdiği modelin nereye vardığını görmek için Rojava'ya bakmak yeter.

Rojava'da Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) on yılda kurduğu şey bir silahlı yapıdan ibaret değildi. Kürtçe eğitim veren okullar, Rojava Üniversitesi, kendi kurumları, uluslararası koalisyonla IŞİD'e karşı yürüyen bir ortaklık ve en önemlisi kadınların komutan, asker, eşbaşkan olduğu bir siyaset vardı. YPJ, bu modelin dünyaya açılan yüzüydü. Bunun bedeli binlerce can oldu.

SDG, Ankara'daki süreçle eş zamanlı yürüyen bir hatta ağustosta Şam'la entegrasyonun tamamlandığını duyurdu. Masada imzalar atıldı. Ama Kürtlerin hakları anayasal bir güvenceye değil, bir cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanıyor. Bir imzayla verilen, bir imzayla geri alınabilir. Eski Özerk Yönetim'in önde gelen isimlerinden İlham Ahmed de aynı forumda Kürt haklarının anayasaya yazılmasını istedi.

Kâğıttaki entegrasyonun sahadaki karşılığı ise başka. Eğitim Bakanlığı'nın Kürtçe eğitimi sınırlayan kararı Haseke, Kamışlı ve Kobani'de öğrencileri ve öğretmenleri sokağa döktü. 9 Ekim'de Haseke'de Guveyran mahallesinden çıkan kalabalıklar Kürt mahallelerine yürümeye çalıştı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne göre göstericiler bir kadın savaşçının örgülü saçını gösteren panoyu yıkmaya, Kürtçe, Arapça ve Süryanice tabelalı Barolar Birliği binasının tabelasını sökmeye girişti.

Kürtler ve azınlıklar için asıl meselenin hâlâ güvenlik olduğunu Haseke bir kez daha gösterdi.

Bugün kapanan kapı: Kadınlar

Modelin en ağır faturası kadınlara kesiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) 16 Ekim tarihli raporuna göre Şam'ın kurduğu Ulusal Savunma Bilimleri Üniversitesi'nde hukuk, ekonomi, yönetim ve sosyal bilimler yalnız erkeklere açık. Kara, deniz ve hava harp okulları kadınlara kapalı. Güvenlik Bilimleri Üniversitesi'nde kadınlar yalnızca siber güvenlik okuyabiliyor.

Başvurular bugün, 19 Ekim'de kapanıyor. HRW'nin Suriye danışmanı Hiba Zayadin durumu tek cümleyle özetliyor: "Kadınlar subay olamıyor, ordunun avukatı ya da idarecisi olmak için bile okuyamıyor."

HRW'ye göre Şam, ağustosta YPJ'nin kendi kimliğini koruyarak orduya katılmasını da reddetmişti. Kobani'yi IŞİD'e karşı savunan kadınların kurduğu bir yapı, bugün askeri okulun kapısından bile giremeyen kadınların ordusuna eritiliyor.

Rojhilat partilerine "Türkiye modeli" diye pazarlanan şey budur.

Başûr tampon bölge mi olacak?

Bakur'da da tablo net. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş 14 Ekim'de Roma'da, PKK silahları bırakmazsa "kabul edilmiş yasanın uygulanmayacağını" söyledi. Yasa var ama anahtarı Ankara'nın cebinde.

Asıl ağır soru ise Başûr'un önünde duruyor. ABD öncülüğündeki koalisyon 30 Eylül'de Irak'tan çekildi. Hewlêr'in hava savunması yok, Bağdat da bu boşluğu doldurmadı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği'ne göre Irak'ta, çoğu Başûr'da olmak üzere 10 ila 30 bin Rojhilatlı mülteci ve sığınmacı yaşıyor.

Federe Kürdistan bölgesi, Kürtlerin dört parçada elde ettiği en somut ve uluslararası alanda tanınmış kazanım. Bu kazanım ne Rojhilat partilerinin "arka cephesi" olabilir ne de İran'ın tampon bölgesi. Onları Tahran'ın güvenlik listesine teslim etmek, federe bölgenin sığınak kimliğini de teslim etmek demek.

Bugünkü toplantıdan "barış" çıkmaz. Çıkacak olan, Rojhilat Kürtlerinin siyasi temsilinin Başûr'da ne kadar yaşayacağına dair bir karar. Hewlêr o masada ev sahibi olarak mı oturuyor, yoksa Tahran'ın taleplerini Bağdat adına not eden bir kâtip olarak mı? Önümüzdeki haftalar bunu gösterecek.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir; Rastinews'in yayın politikasıyla örtüşebilir de örtüşmeyebilir de. Rastinews, farklı görüşlere açık özgür bir platformdur.

PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum yaz

SONRAKİ HABERLER