İÇERİĞE ATLA
GÜNDEM2 DK OKUMA

Filiz Deniz: Ihlamurun bekleyişi

PAYLAŞ
Filiz Deniz: Ihlamurun bekleyişi

RastinewsBu gece bir şiirin satırlarında kayboldum. "Ihlamurlar açtığında döneceğim" diyor şair.

Nereden esti şimdi bu kaosun ortasında bu ıhlamur? Ekim'in ortasındayız, ıhlamurların çiçek açmasına aylar var. Yine de o tek satır, gecenin bir yerinde bütün o gürültünün önüne geçti ve beni durdurdu.

Belki de tam bu yüzden. İnsan kaosun içindeyken tutunacak bir zaman arar. Şair dönüşünü bir tarihe bağlamıyor, bir mevsime bağlıyor. "Ihlamurlar açtığında." Yani gelecek, mutlaka gelecek bir şeye.

Ihlamur önce kokusuyla gelir. Haziranın sonunda, akşam serinliği sokağa indiğinde, ağacı görmeden önce kokusunu duyarsınız. Bal ile toz arasında, adını koyamadığınız ama bir yerden tanıdığınız bir koku. Şairleri de ilk o kokunun yakaladığını düşünüyorum. İnsan bir şeyi hatırlamadan önce kokusunu hatırlar.

Belki de ıhlamuru edebiyatın ağacı yapan budur. Hiçbir zaman şimdide durmaz, hep bir geçmişe çağırır. Kış gecesi annenin demlediği çay, çocukluğun öksürüklü bir gecesi, kapı önünde unutulmuş bir bank.

Almanların ıhlamuru başkadır, ama aynı yere çıkar. Köy meydanının ortasına dikilen Dorflinde'nin altında eskiden yargı dağıtılır, nişanlar kurulur, haberler paylaşılırdı. Ağaç, bir topluluğun aklını ve hafızasını gölgesinde saklardı. Berlin'in en büyük caddesi bugün hâlâ onun adını taşıyor, Unter den Linden, yani ıhlamurların altında.

Wilhelm Müller 1823'te bir kuyunun başındaki ıhlamuru yazdığında, Schubert'in sonradan bestelediği o dizeleri bir yolcunun ağzından söyletti:

Am Brunnen vor dem Tore,

da steht ein Lindenbaum.

Ich träumt in seinem Schatten

so manchen süßen Traum.

Kapının önündeki kuyunun başında bir ıhlamur durur, gölgesinde nice tatlı düş görmüştüm. Şiirdeki yolcu kışın ağacın önünden geçer ve dönüp bakmaz. Ağaç ona hışırtısıyla seslenir, burada huzur bulursun der. Yolcu yürümeye devam eder.

Bu gece okuduğum şair ise o yolcunun tersini söylüyor. Gidiyor ama döneceğini biliyor. Belki de bütün sürgün edebiyatı bu iki yolcunun arasında yaşar. Biri arkasına bakmadan gider, öbürü gitmeden önce dönüş mevsimini seçer.

Ihlamur acele etmeyen bir ağaçtır. Yüzyıllarca yaşar, bir köyün birkaç kuşağını gölgesinde büyütür. Dalları kesilse yeniden sürgün verir. Yazarlar ona belki bunun için bu kadar döner. Kendi ömürlerinden uzun yaşayacak bir tanık ararlar. Kendilerinden sonra da aynı yerde duracak, aynı kokuyu yayacak bir şey.

Kokusu da tıpkı anı gibi geçicidir. Ihlamur yalnızca birkaç hafta çiçek açar, sonra arılar çekilir, sokak eski sessizliğine döner. Ama o birkaç hafta bütün bir yılı taşır. Bir yazar ondan başka ne isteyebilir ki? Kısa süren bir an, ardında uzun bir iz.

Ihlamurun sırrı belki burada. Bize hiçbir şey vaat etmez, sadece bekler. Kuyunun başında, meydanın ortasında, bir avlunun köşesinde bekler. Biz giderken de bekler, dönmesek de.

Ve bir gün, yabancı bir şehirde, bir akşam yürüyüşünde o koku birden önünüze çıkar. Durursunuz. Adını koyamadığınız bir yere geri dönmüş gibi olursunuz.

Şairlerin yazdığı şey o duraklama anıdır. Bu gece benimki de öyle oldu. Dünyanın bütün gürültüsü sürerken bir satır beni durdurdu ve haziranı hatırlattı.

Ihlamurlar yine açacak. Kimin döneceğini bilmiyorum, ama ağaç bekleyecek.

Bu yazıdaki görüşler yazarına aittir; Rastinews'in yayın politikasıyla örtüşebilir de örtüşmeyebilir de. Rastinews, farklı görüşlere açık özgür bir platformdur.

PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum yaz

SONRAKİ HABERLER