YNK'den Tahran'a barış süreci girişimi: Rojhilatlı Kürt partilerinin haberi yok
YNK lideri Bafel Talabani, İran ile Rojhilatlı Kürt muhalefet partileri arasında Türkiye'deki sürece benzer bir barış girişimi için Tahran'la görüştüklerini açıkladı. Ancak girişimden haberdar olmadıklarını söyleyen Rojhilatlı partiler, Tahran'a güvenmediklerini belirterek, yerine getirilmeyen vaatlerle oyalanmayacaklarını söyledi.

RastinewsBaşûrlu Kürt siyasetçiler, İran'ın Kürdistan Bölgesi'ne yönelik saldırılarını önlemek ve Tahran ile Rojhilatlı Kürt muhalefet partileri arasındaki çatışmayı sona erdirmek amacıyla İran yönetimiyle görüşmeler yürütüyor. Girişimi kamuoyuna duyuran isim, Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK) lideri Bafel Talabani oldu.
Talabani, pazartesi günü Hewlêr'de düzenlenen Ortadoğu Araştırma Enstitüsü (MERI) Forumu'nda yaptığı konuşmada, İranlı yetkililerle kapsamlı görüşmeler yürütüldüğünü ve sürecin uzun zaman alabileceğini söyledi. Talabani, önerinin Türkiye'de Ekim 2024'te PKK'nin silah bırakması ve feshi hedefiyle başlayan süreçle benzerlik taşıyabileceğini ifade etti.
Talabani, geçen ay Tahran'ı ziyaret ederek aralarında İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin de bulunduğu yetkililerle görüşmüştü. Ancak İran Dışişleri Bakanlığının görüşmeye ilişkin açıklamasında herhangi bir barış sürecinden söz edilmedi; açıklamada yalnızca ortak sınırların güvenliği için işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
"Tahran'a güvenmiyoruz"
Rojhilatlı Kürt muhalefet partileri, yeni bir diyalog girişiminden haberdar olmadıklarını bildirdi ya da konu hakkında yorum yapmadı.
Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK) temsilcisi, İran ile Kürtler arasında diyalog için henüz bir zemin bulunmadığını ve Tahran yönetimine güvenmediklerini söyledi. Geçmiş deneyimlerden ders çıkardıklarını belirten temsilci, İran'ın siyasi manevralar ve yerine getirilmeyen vaatlerle kendilerini yönlendirmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.
Komala'nın genel sekreter yardımcısı Fariba Mohammadi de partisine İran'dan ya da üçüncü bir taraftan herhangi bir diyalog önerisi ulaşmadığını söyledi.
Mohammadi, yaklaşık yarım asırdır Kürt haklarını ihlal etmekle, Kürdistan'ı askerileştirmekle ve binlerce genç Kürdü idam etmekle suçladığı İran yönetimiyle diyalog koşullarının kolay oluşmayacağını belirtti. Bununla birlikte Kürt muhalefetinin müzakereyi hiçbir zaman reddetmediğini, diyaloğu siyasi mücadelenin yöntemlerinden biri olarak gördüklerini kaydetti.
Koalisyonun çekilmesinin ardından üç saldırı
Yeni diyalog önerisi, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyonun 30 Eylül'de Irak'tan çekilmesinin ardından gündeme geldi. Çekilmeyle birlikte Kürdistan Bölgesi'nin hava savunması bakımından daha korunmasız kaldığı yönünde kaygılar dile getirildi.
İran, koalisyonun çekilmesinin ardından Rojhilatlı Kürt partilerini üç kez insansız hava araçlarıyla hedef aldı. Saldırılardan biri Koye'de gerçekleşti.
İran ile yaşanan savaş sırasında Kürdistan Bölgesi'ne 1.000'den fazla füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlendi. Saldırılarda 19'u Rojhilatlı Kürt muhalefet partilerinin üyesi olmak üzere 32 kişi yaşamını yitirdi; İranlı yetkililer ise Kürt gruplarını hedef alan saldırıları sahiplendi.
Rûdaw'ın aktardığına göre Iraklı, Kürt ve İranlı yetkililerin 19 Ekim'de Rojhilatlı Kürt muhalefet gruplarının Kürdistan Bölgesi'ndeki varlığını görüşmek üzere bir araya gelmesi bekleniyor.
Neçirvan Barzani: İran'daki Kürtler için de fırsat var
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, MERI Forumu'ndaki konuşmasında Suriye ve Türkiye'de olduğu gibi İran'daki Kürtler açısından da fırsatlar bulunduğunu söyledi. Barzani, Tahran'daki görüşmelerinde bu konunun sürekli gündeme geldiğini belirtti.
Barzani, savaş sırasında Rojhilatlı Kürt muhalefetinin tutumunu da eleştirdi. Muhalefetin açıklamaları ve sosyal medya faaliyetlerinin İran'a geçiş hazırlığı yapıldığı izlenimi yarattığını, bunun Kürdistan Bölgesi'ni ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. YNK ile Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) savaşın ilk gününden itibaren sınırı askeri güçlerle kontrol ederek böyle bir planı engellediğini belirtti.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da forumda yaptığı konuşmada, Türkiye'deki sürece benzer bir yol izlenmesi halinde İran'ın kendi sorunlarını çözebileceğini söyledi.
"Öcalan onay verirse PJAK öncü olabilir"
Middle East Eye'ın (MEE) haberinde görüşlerine yer verilen Rojhilatlı Kürt analist ve Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) eski dış ilişkiler sorumlusu Şamal Bişir, Neçirvan Barzani'nin geçmişte Rojhilatlı Kürt partileri ile Tahran arasında temas kurulmasına aracılık ettiğini hatırlattı. Bişir'e göre yeni bir sürecin öncülüğünü PJAK üstlenebilir; ancak bu, Abdullah Öcalan ile Türkiye devleti arasında yürütülen sürecin seyrine bağlı.
Bişir, Öcalan'ın bu konuyu DEM Parti heyetiyle görüştüğüne ve Talabani ile Barzani'nin PJAK ile İran arasında arabuluculuk yapmasını önerdiğine dair işaretler bulunduğunu söyledi.
Eski Peşmerge Bakanlığı Genel Sekreteri Cabbar Yaver ise İran açısından böyle bir sürecin Türkiye'dekinden daha karmaşık olacağını belirtti. Yaver'e göre Ankara'nın karşısında tek bir örgüt bulunurken İran; PJAK, Komala, KDP-İ, Xebat ve diğer gruplardan oluşan parçalı bir muhalefetle karşı karşıya.
Yaver, grupların yakın zamanda bir koalisyon kurmasına rağmen aralarında önemli görüş ayrılıkları bulunduğunu ve İran'ın müzakere edebileceği tek bir muhatap olmadığını söyledi. PJAK'ın tek başına müzakereye oturması halinde koalisyonun birliğinin zarar görebileceğini ifade etti.
ABD merkezli Foreign Policy Araştırma Enstitüsü'nden Kürt uzmanı Mohammed A. Salih ise sürecin ilerleyip ilerlemeyeceğinin büyük ölçüde Tahran'ın tutumuna bağlı olduğunu belirtti. Salih, Kürtlerin dil ve kültür haklarının tanınması, siyasi faaliyet ve barışçıl toplanma özgürlüğü ile anlamlı bir özyönetim talebinin yeni olmadığını hatırlattı; Tahran'ın bu talepleri karşılamaya istekli olduğunu göstermesi halinde temkinli bir iyimserlik için zemin oluşabileceğini söyledi.
Müzakere masasında suikastlar
İran ile Rojhilatlı Kürtler arasındaki müzakere girişimleri daha önce suikastlarla sonuçlanmıştı. İran Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-İ) lideri Abdurrahman Qasımlo, 13 Temmuz 1989'da Viyana'da İranlı yetkililerle müzakere masasındayken öldürülmüştü. Partinin bir sonraki lideri Sadık Şerefkendi de 17 Eylül 1992'de Berlin'de düzenlenen suikastta yaşamını yitirmişti.
2011'de ise PJAK ile İran arasında ateşkese varılmış; anlaşmada İran'ın Kürt siyasi tutsakların idamını durdurması, PJAK'ın da saldırılarını sona erdirmesi öngörülmüştü.
Tahran ile Bağdat, Mart 2023'te Rojhilatlı Kürt muhalefet gruplarının sınır hattından uzaklaştırılması ve silahsızlandırılması konusunda anlaşma imzalamıştı. İran yönetimi bu grupları 2022'de başlayan Jina Emini protestolarını kışkırtmakla suçlamış ve Kürdistan Bölgesi'ndeki hedeflere insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlemişti.
Rojhilatlı Kürt muhalefet gruplarının bir bölümü 1980'lerden bu yana Kürdistan Bölgesi'nde sürgünde faaliyet gösteriyor. ABD ile İran arasındaki savaş başlamadan önce, şubat sonunda beş grup İran Kürdistanı Siyasi Güçler Koalisyonu'nu kurmuş, Komala da mart ayında koalisyona katılmıştı.
