İÇERİĞE ATLA
ORTADOĞU7 DK OKUMA

Hareket Yönetimi'nden Ankara'ya: Tüm silahlı güçleri çektik, Öcalan'ın özgürlüğü önünde hiçbir engel kalmadı

Hareket Yönetimi, Türkiye sınırları içindeki tüm güçlerini geri çektiğini ve Zap'ın batısındaki Metina'da 4 savaş tünelini boşalttığını açıkladı. Açıklamada, AKP iktidarının "hiçbir adım atmadığı", Çerçeve Yasa'nın "meclisin iradesine ipotek koyduğu" ve Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sürdüğü belirtildi. Hareket, adım atılmazsa sürece duyulan kuşkuların "doğrulanmış olacağını" ve bunun "tutumlara yansıyacağını" söyledi. Açıklama, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in "mekanizma en güçlü şekilde işliyor" demesinden bir gün sonra geldi.

PAYLAŞ
Hareket Yönetimi'nden Ankara'ya: Tüm silahlı güçleri çektik, Öcalan'ın özgürlüğü önünde hiçbir engel kalmadı

RastinewsHareket Yönetimi, barış ve demokratik toplum sürecinin ikinci yılında yayımladığı kapsamlı açıklamada, Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma kararının "tümüyle yerine getirildiğini" duyurdu. Açıklamada, topun artık Ankara'da olduğu mesajı verildi.

"Türkiye artık silahlı tehditten söz edemez"

Hareket Yönetimi, Türkiye içinde çatışma riski yaratmayan güçlerini de birkaç gün önce tamamen çektiğini açıkladı. Metina'daki 4 savaş tünelinin ve mevzilerin de aynı günlerde boşaltıldığı belirtildi. Açıklamada, "Türk devleti artık Türkiye için hiçbir biçimde bir silahlı tehdit durumundan söz edemez" denildi.

"Çerçeve Yasa meclisin iradesine ipotek koydu"

Açıklamada, Çerçeve Yasa'nın Öcalan'ın öngördüğü kapsamda çıkmadığı ifade edildi. Yasanın Öcalan'ı ve Hareket yönetimini dışarıda bırakarak "daha baştan kendisini anlamsız ve uygulanması zor bir duruma düşürdüğü" belirtildi.

Bu ifadeler, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in dün yaptığı açıklamayla doğrudan çelişiyor. Çelik, Çerçeve Yasa'nın uygulanmadığı yönündeki iddiaları reddetmiş, partisinde kurulan mekanizmanın "en güçlü şekilde" çalıştığını söylemişti.

"Tecrit sürdü, taahhütler yerine getirilmedi"

Hareket Yönetimi, yasanın hazırlanma sürecinde Öcalan'ın gazeteciler dahil birçok kesimle görüşebileceği yönünde taahhüt verildiğini, ancak bunun yerine getirilmediğini belirtti. Açıklamada, İmralı-DEM heyetinin bir görüşmesi dışında tecridin sürdüğü vurgulandı.

"Zayıflık sanmak yüzeysel bir yaklaşım"

Açıklamada, Öcalan'a yönelik yaklaşımın iktidarın sürece yaklaşımının ölçüsü olacağı ifade edildi. AKP iktidarının süreci zamana yayarak Hareketi zayıflatmayı hesaplaması halinde bunun "Türkiye tarihinin en büyük yanılgısı" olacağı belirtildi. Atılan adımların zayıflık olarak görülmesinin "yüzeysel ve basit bir politik yaklaşım" olduğu da vurgulandı.

ANF'nin yayımladığı açıklamanın tam metni şöyle:

"Rêber Apo'nun Devlet Bahçeli'ye 23 Ekim 2024 günü çatışmalı durumu siyasi ve hukuki zemine çekme gücüm var, diyerek cevap vermesiyle başlayan barış ve demokratik toplum süreci üzerinden iki yıl geçti. Rêber Apo bu 2 yıl içinde büyük çaba göstererek süreci bugünlere getirdi.

Rêber Apo'nun 27 Şubat 2025 çağrısıyla birlikte Hareketimiz çatışmasızlık ilan etti. 5-7 Mayıs arasında yaptığı 12. Kongresiyle PKK'yi feshetti ve Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırdı. Barış ve demokratik toplum sürecini tüm boyutlarıyla Rêber Apo'nun yürütmesi gerektiğini de bu kongrede karar altına aldı. Böylece Rêber Apo'nun 1993'te başlattığı Kürt sorununun demokratik siyasal çözüm iradesine bağlılık bir kez daha ortaya konuldu.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, 30 arkadaşıyla birlikte 11 Temmuz 2025 günü Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma iradesinin sembolü olarak silahlarını yaktılar. Böylece yaptığımız stratejik değişiklik somut olarak ortaya konulmuştur.

Silahlı mücadeleyi sonlandırma kararımız sonrası peyderpey Türkiye sınırları içinden çektiğimiz gerillalar da 26 Ekim 2025'te KCK Yürütme Konseyi üyesi Sabri Ok arkadaşımızla birlikte silahlı mücadeleyi sonlandırıp demokratik siyasal mücadele kararlığını kamuoyuna açıklamışlardı. Rêber Apo ve Özgürlük Hareketimiz defalarca yaptığı açıklamalarla demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümünün tercih edildiğini kesin bir biçimde dile getirmiştir. Kürt halkı, Türkiye ve dünya kamuoyu Hareketimizin bu tutumunu doğru bulmuş ve desteklemişlerdir. Rêber Apo ve PKK'nin tutumunun Türkiye ve Ortadoğu için yeni bir dönem başlatacağını vurgulamışlardır. Türkiye'de 2 yıldır hiçbir silahlı çatışma olmuyor, tek bir Türk ve Kürt genci yaşamını yitirmiyor. Bu durum başlı başına barış ve demokratik toplum sürecinin değerini göstermektedir.

Rêber Apo büyük çaba göstermiştir

Sadece Kürtler değil, Türkiye'de demokratikleşmeyi arzulayan herkes bu sürecin hedeflediği sonuca ulaşmasında tüm Türkiye halklarının kazanacağına inanmıştır. Çünkü 100 yıldır çözülmeyen Kürt sorununun tüm sorunların kaynağı olduğunu yaşayarak görmüşlerdir. Karşılıklı on binlerce insan kaybı olmuştur. Yürütülen savaşa trilyonlarca dolar harcanmıştır. Türk devletinin sadece iç politikada değil, dış politikada da zayıf karnı olmuştur. En kötüsü de bin yıla yakın komşu olarak yan yana yaşayan Kürt halkı ile Türk halkı arasında yaratılan kopukluktur. Yüz yıllarca hiçbir dönemde görülmeyen bir kopukluk ve karşıtlık Kürtlerle Türk devleti arasında yaşanmıştır. Barış ve demokratik toplum süreci bu karşıtlığı ve silahlı çatışmayı sonlandırarak, demokratik entegrasyonla Türkiye'nin Kürtlerle yaşadığı çok yönlü kopukluğu gidermeyi amaçlamaktadır.

Rêber Apo bu çözümü sadece politik bir tercih olarak gündeme koymamıştır. Demokratik Toplum Manifestosu ve demokratik cumhuriyet ve demokratik entegrasyon bildirgesiyle ideolojik ve teorik temellerini de ortaya koymuştur. Bu doğrultuda süreci ilerletmek için güçlü bir irade ile büyük çaba göstermiştir. Özgürlük Hareketimiz de Önderliğimizin yürüttüğü bu sürecin gerekleri doğrultusunda hareket etmiştir.

Rêber Apo'nun iradesi ve Hareketimizin attığı adımların yarattığı siyasi ve toplumsal ortamda mecliste Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda bir komisyon oluşturuldu. Siyasi partilerin çoğunluğunun üye verdiği bu komisyon bir çok toplumsal kesim ve ilgili kişilerle görüştü. Rêber Apo'yla da görüşen komisyon bir rapor hazırladı. Ciddi eksiklik ve hataları olsa da oluşturulan meclis komisyonu Kürt sorunuyla ilgili bir rapor hazırladı. Bu raporda Kürt sorununun silahlı yöntemlerle çözülemeyeceği de belli düzeyde ortaya konulmuş, sorunun demokratikleşme ile çözülebileceği de ifade edilmişti. Bu açıdan ilk etapta siyasi iradenin atabileceği bazı adımlar da sıralanmıştı. Ancak siyasi irade bu adımları atmadığı gibi demokratikleşme konusunda da hiçbir girişimde bulunmamıştır.

Rêber Apo demokratikleşme temelinde Kürt sorununun çözümü için kök yasa olarak ifade ettiği bir çerçeve yasanın çıkmasını çok önemli görmüştür. Devletle yaptığı tüm görüşmelerde bunun önemi üzerinde durmuştur. Bu çerçeve yasanın çıkmasından sonra özgürlük yasalarının çıkması gerektiğini belirtmiş, bu konunun önemini her fırsatta vurgulamıştır.

Ancak hazırlanan çerçeve yasa Rêber Apo'nun belirttiği kapsamda çıkmamıştır. Özgürlük Hareketimiz de çerçeve yasa konusunda düşünce ve önerilerini hem bizimle devlet arasında irtibat kuranlara iletmiş hem de açık kaynaklarda dile getirmiştir. Bunlar da esas olarak dikkate alınmamıştır. Rêber Apo, kendisinin barış ve siyasallaşma koordinatörü olarak özgür çalışır koşullarda rolünü oynamasının sağlanması açısından bu yasayı bin adımın ilk adımı olarak ele almıştır. Özgürlük Hareketimiz de yasanın çıkmasının mevcut siyasi koşullarda içeriğinden bağımsız önemli olduğundan hareketle ret eden bir tutum göstermemiştir. Ancak yasanın ciddi biçimde sorunlu olduğunu da vurgulamıştır. Çünkü yasa Önderliğimizi ve Özgürlük Hareketi yönetimimizi dışta tutarak daha baştan kendisini anlamsız ve uygulanması zor bir duruma düşürmüştür. Öyle ki, Kürt sorununun çözümünde temel bir platform olacak meclisin iradesine ipotek koyan bir yasa olarak tarihteki yerini almıştır.

Güçlerimizi çektik

Bu yasadan sonra da AKP iktidarı hiçbir adım atmamıştır. Devlet yetkilileri yasanın hazırlanması sürecinde Önderliğimizin gazeteciler başta olmak üzere birçok kesimle görüşebileceği taahhüdünde bulunmalarına rağmen bu konuda da adımlar atılmamıştır. İmralı-DEM heyetinin bir görüşmesi dışında Rêber Apo üzerinde tecrit sürdürülmüştür. Özgürlük Hareketimiz buna rağmen AKP iktidarının artık hiçbir bahanede bulunmaması ve sürece yetersiz yaklaşımına gerekçe yapmaması için Türkiye içinde herhangi bir çatışma riski yaratmayan güçlerimizi de birkaç gün önce tümden geri çekmiş bulunmaktadır. Ayrıca sınırdan uzakta olsa da Türkiye devletinin bir tehdit olarak görmemesi açısından Zap'ın batısında bulunan Metina'daki 4 savaş tünelini ve mevzilerini de aynı günlerde boşalttık. Özcesi Türkiye sınırları içindeki ve Türkiye dışında sınıra yakın olduğu söylenebilecek tüm silahlı güçlerimizi çekmiş bulunuyoruz. Böylece Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırma ve demokratik siyasal mücadele stratejimizin gerekleri tümüyle yerine getirilmiştir.

Türk devleti artık Türkiye için hiçbir biçimde bir silahlı tehdit durumundan söz edemez. Özgürlük Hareketi olarak bu tür sorunların çözümünde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyecek adımlar attık. Attığımız bu adımların değeri ve anlamı bilinmez, Önderliğimizin özgürlüğü öncelikli olmak üzere özgürlük yasaları konusunda adımlar atılmazsa bu, Türk devletinin yüzyıllık inkar ve imha politikalarını sürdürmesi anlamına gelir.

Rêber Apo'nun özgürlüğü konusunda hiçbir engel kalmamıştır

Rêber Apo'ya yaklaşım ve Rêber Apo'nun özgür yaşar ve çalışmasının hiçbir kısıtlama olmadan gerçekleşmesi AKP iktidarının sürece yaklaşımının ne olduğunun ifadesi olacaktır. Bu konuda gecikmeden adım atılmazsa halkımız ve Özgürlük Hareketimiz içinde sürece karşı duyulan kuşkular doğrulanmış olacak, bu da her bakımdan tutumlara yansıyacaktır. Örgüt yapımız en başta da Rêber Apo'ya yaklaşım temelinde sürece yaklaşmaktadır. Çünkü Rêber Apo'ya yaklaşımı Kürt halkına ve Kürt sorununun çözümüne yaklaşım olarak görmektedir.

Rêber Apo'nun özgürlüğü ve özgürlük yasaları konusunda adım atmanın önünde hiçbir engel ve gerekçe kalmamıştır. Türk devleti biz 100 yıllık bir sorunu eskisi gibi silahlı yolla değil, demokratikleşme temelinde çözmek istiyoruz diyorsa o zaman barış ve demokratik toplum sürecinin ilerlemesi için gereken adımları gecikmeden atmalıdır. Türkiye'nin 100 yıllık sorunu güncel iç politikalara ve seçime endekslenmeyecek kadar önemlidir. Herhangi bir partinin değil, tüm Türkiye halklarının ve siyasi güçlerinin sorunudur. Eğer AKP iktidarı bu süreci zamana yayarak Kürt Özgürlük Hareketini zayıflatır ve bu konudaki politikayı eskisi gibi sürdürürüm diyorsa bu, Türkiye tarihinin en büyük yanılgısı olur. Rêber Apo ve Hareketimizin tüm Türkiye, hatta Ortadoğu halklarının çıkarına olacak politikalarını boşa çıkarmak olur. Böylece Türkiye halklarına büyük bir kötülük yapılmış olur. Biz böyle bir durumun ortaya çıkmaması için üzerimize düşenleri büyük bir sorumlulukla yapmaya çalıştık. Rêber Apo ve Hareketimizin bu yaklaşımının doğru anlaşılmaması, hatta bir zayıflık olarak görülmesi yüzeysel ve basit bir politik yaklaşımdan başka bir anlam taşımaz.

Biz iktidara bu yaklaşımı bırakması yönünde çağrımızı yaparken, Türkiye halklarını, tüm demokrasi güçlerini ve Türkiye'nin tüm yurtseverlerini Rêber Apo'nun öncülük ettiği barış ve demokratik toplum süreci için sorumluluk almaya çağırıyoruz. Çünkü bu sorun bir partinin ve iktidarın sorunu değildir. Tüm Türkiye halklarının özgür yaşam ve demokratik geleceği sorunudur. Barış ve demokratik toplum sürecini sadece AKP ile Özgürlük Hareketimiz arasındaki bir sorun olarak ele almak gerçeği görmemek olur. Türkiye halklarının şikayet ettiği ve çözümünü istediği tüm sorunlar Kürt sorunun çözümsüzlüğünden kaynaklanmaktadır. Bu açıdan Türkiye halkları ve demokrasi güçleri bu sürece aktif biçimde müdahil olmalıdır. Tüm toplumsal güçler ve bir bütün olarak Türkiye halkları açısından tarihi bir fırsat sunan barış ve demokratik toplum sürecinin önündeki engelleri kaldıran ve başarıya ulaşmasını sağlayan bir politik duruş ve mücadele içinde olmak tarihsel bir sorumluluk ve görev haline gelmiştir."

PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum yaz

SONRAKİ HABERLER

    Hareket Yönetimi'nden Ankara'ya: Tüm silahlı güçleri çektik, Öcalan'ın özgürlüğü önünde hiçbir engel kalmadı — Rastinews