Betül Aluş'un ailesi The Cradle'a konuştu: Kızımız beş aydır Nusra komutanının elinde
Lazkiye Üniversitesi çıkışında kaybolan Alevi öğrenci Betül Aluş'un anne ve babası, The Cradle dergisine verdikleri röportajda kızlarının Cebele'nin en üst düzey güvenlik yetkilisi tarafından kaçırıldığını anlattı. Aile, ölüm tehditleri nedeniyle evini terk etmek zorunda kaldığını söyledi.

RastinewsSuriye'nin sahil kenti Cebele kırsalında yaşayan Rua ve Süleyman Aluş, The Cradle dergisine verdikleri röportajda kızlarının kaçırılışını ilk kez bu kadar ayrıntılı anlattı. Aileye göre 29 Nisan'da kaybolan Betül'ü, "Şeyh Selahaddin" olarak tanınan Heysem Ahmed Abbas kaçırdı. Abbas, eski bir Nusra Cephesi komutanı ve bugün Cebele'nin en üst güvenlik yetkilisi konumunda.
Anne Rua, röportajda "Yaşanan her şey kaçırma, zorla kaybetme ve gerçeklerin çarpıtılmasıdır" dedi.
Üç saat sonra gelen "kaçırılmadı" mesajı
Rua'nın anlattığına göre Betül, 29 Nisan öğleden sonra annesine WhatsApp'tan mesaj attı. Üniversiteden çıktığını ve otobüsle eve döneceğini yazdı. Kısa süre sonra telefonu kapandı.
Aile, üniversitenin kız yurdu sorumlusu Yasir Halife'ye ulaştı. Halife, kaybolmanın üzerinden yalnızca üç saat geçmişken, güvenlik yetkililerinden bilgi aldığını söyledi. Ona göre Betül kaçırılmamıştı ve Cebele'deydi. Halife konuyu "güvenlik meselesi" olarak tanımladı.
Üniversite yönetimi, kamera kayıtlarından yalnızca Betül'ün kampüse girişini aileye gösterdi. Çıkış görüntülerini ise "yasaya aykırı" gerekçesiyle paylaşmadı. Aileye göre üniversite başkanı Şeyh Ebu Sumer, dosyanın Şeyh Selahaddin'de olduğunu açıkça söyledi.
Villanın önünde silahlı korumalar
Aile, Cebele sahilindeki villaya gittiğinde silahlı korumalar ve köpeklerle karşılaştı. Ertesi gün evlerine iki şeyh geldi. Şeyhler yardım sözü verdi, ancak aileyi olayı sosyal medyaya taşımamaları konusunda uyardı.
6 Mayıs'ta Betül'ün bir videosu sosyal medyada yayıldı. Görüntüler, Selahaddin'in villasına yakın sahilde, Afgan tarzı dini bir kıyafetle çekilmişti. Betül videoda ailesini kendi isteğiyle terk ettiğini ve Sünni İslam'a geçtiğini söylüyordu.
"Efendim ve emirim"
Aile, 7 Mayıs'ta Cebele adliyesine çağrıldı. Röportajdaki anlatıma göre Betül, yargıç Sara Subh'un yürüttüğü sorguya peçeli olarak ve iki güvenlik görevlisinin koluna girmiş halde getirildi. Aile, kızlarının temel sorularda çelişkiye düştüğünü ve kulağında talimat aldığı bir kulaklık olduğunu düşündüklerini belirtti.
Aile, sorgu sırasında Selahaddin'in iki kez odaya girdiğini anlattı. Yargıcın sorusu üzerine zabıt kâtibi Selahaddin'i "efendim ve emirim" diye tanımladı. Aileye göre yargıç, Selahaddin'in ikinci girişinin ardından sorguyu sonlandırdı.
Adliye çıkışında üç güvenlik yetkilisi Süleyman'ı ölümle tehdit etti. Süleyman'dan kızının kaçırılmadığını söylediği bir video çekmesini istediler. Betül'ün üç gün sonra teslim edileceği sözü verildi, ancak bu söz tutulmadı. Süleyman, The Cradle'a "Kızımı korumak için videoyu çekmekten başka seçeneğim yoktu" dedi.
Gece 03.00'te "basın toplantısı"
11 Mayıs'ta saat 03.00'te Cebele'de resmi bir binada bir toplantı düzenlendi. Toplantıya güvenlik yetkilileri, hükümete yakın gazeteciler ve belediye başkanı katıldı, toplantı Facebook'tan canlı yayınlandı. Salonda bulunan insan hakları aktivisti George Hamwi, konuşmanın büyük bölümünü Betül'ün değil, oradaki bir başka kişinin yaptığını aktardı.
Ertesi gün bir sosyal medya fenomeniyle birlikte sahilde çekilen yeni bir video yayıldı. Videoda Betül'ün alışverişten döndüğü söyleniyordu. Aile, söz konusu mağazanın kamera kayıtlarını inceledi ve o saatte peçeli hiçbir kadının mağazaya girmediğini tespit ettiklerini söyledi.
Aile saklanıyor
Süleyman, iddialarını yeniden kamuoyuyla paylaştıktan sonra ölüm tehditleri aldıklarını anlattı. Bu nedenle evlerini terk edip saklandıklarını söyledi.
Aileye göre Betül, iki ay sonra ancak sesli mesajla iletişim kurabildi. Bu mesajlarda Selahaddin'i sert biçimde sahiplendi. Aile, kızlarının cinsel şiddete maruz kaldığına ve yaşadığı travma nedeniyle kendisini alıkoyan kişiye bağlandığına inandığını söyledi. Bu iddia bağımsız olarak doğrulanmadı.
The Cradle'ın röportaja dayanan haberinde, Şam yönetiminin ya da adı geçen yetkililerin iddialara verdiği bir yanıta yer verilmedi.
Sahildeki katliamlar ve kayıp kadınlar
Mart 2025'te Suriye sahilinde güvenlik güçleri ve bağlantılı silahlı gruplar Alevilere yönelik saldırılar düzenlemişti. Bu saldırılarda üç günde en az 1.600 sivil öldürülmüştü. Yalnızca Baniyas'ın Kasur mahallesinde öldürülenlerin sayısı 179'u bulmuştu.
Katliamların ardından Reuters, New York Times, Uluslararası Af Örgütü ve BM Suriye Soruşturma Komisyonu, Alevi kadınların kaçırıldığına dair onlarca vakayı belgelemişti. Şam yönetimi ise kaçırma iddialarını reddetmişti.
Humus'ta kaybolan Mira Celal Sabit de benzer videolarda din değiştirdiğini açıklamıştı. Kızının kaçırıldığında ısrar eden babasının dükkânına Ekim'de bombalı ve silahlı saldırı düzenlenmişti. Saldırıda iki genç öldürülmüş, baba ve oğlu yaralanmıştı.
Editör notu (yayına girmez): The Cradle'ın Amerikan bir yayın olduğunu doğrulayamadım. Dergi Batı Asya'yı takip eden, Beyrut bağlantılı bir mecra olarak biliniyor. Bu yüzden metinde uyruk belirtmedim.
