İÇERİĞE ATLA
GÜNDEM2 DK OKUMA

Mikonos suikastının 34’üncü yılı

Berlin'deki Mikonos Restoranı'nda 17 Eylül 1992'de İran Kürdistanı Demokrat Partisi liderlerinin öldürülmesiyle ilgili davada Alman mahkemesi, cinayet emrinin İran'ın en üst düzey yetkilileri tarafından verildiğini karara bağlamıştı.

PAYLAŞ
Mikonos suikastının 34’üncü yılı

Rastinews17 Eylül 1992 akşamı İran rejimi görevlileri, Berlin'deki Mikonos Restoranı'na silahlı saldırı düzenleyerek İran Kürdistanı Demokrat Partisi'nin (İKDP) üç lideri ile bağımsız bir siyasi aktivisti öldürdü. Saldırıda İKDP Genel Sekreteri Dr. Sadık Şerefkendi, Merkez Komite üyesi ve partinin Avrupa temsilcisi Fettah Abdullahi, partinin Almanya temsilcisi Hümayun Erdelan ve bağımsız siyasetçi Nuri Dehkordi yaşamını yitirdi.

Saldırı, Berlin'de düzenlenen Sosyalist Enternasyonal Dünya Kongresi sırasında, siyasi ve gayriresmi bir görüşmenin ortasında gerçekleşti.

IMG_2576.webp

"Suikast emri en üst düzeyden verildi"

Saldırıdan bir yıl sonra, İran vatandaşı ve İran Devrim Muhafızları ile İstihbarat Bakanlığı bağlantılı Kazım Darabi ile dört Lübnanlı, cinayete katılım suçlamasıyla tutuklandı. Dava, Kasım 1993'te başladı; 5 yıl süren yargılama boyunca 247 duruşma yapıldı, 170 tanık dinlendi ve dava masrafları 9 milyon Frank'ı buldu. Dava, II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa'da görülen en uzun ve en önemli siyasi-hukuki davalardan biri olarak kayıtlara geçti.

photo-output.jpeg

Mahkeme, 10 Nisan 1997'de nihai kararını açıkladı: Kazım Darabi ve Abbas Rahal'a ömür boyu hapis, Yusuf Emin'e 11 yıl, Muhammed Atris'e 5 yıl hapis cezası verildi. Sanıklardan Atallah Ayad ise beraat etti.

Mahkeme: Karar İran'ın en üst kademesinden çıktı

Yargılama sürecinde mahkemeye sunulan belgeler, İran yönetiminin tepesinde yer alan "Özel İşler Komitesi" adlı bir yapının suikast emrini verdiğini ortaya koydu. Mahkeme, bu komitenin dönemin en üst düzey İran yetkililerinden oluştuğunu açıkça belirtti: İran Dini Lideri Ali Hamaney, dönemin Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani, dönemin Dışişleri Bakanı Ali Ekber Velayeti ve dönemin İstihbarat Bakanı Ali Fellahiyan.

Davaya bakan Yargıç Frithjof Kubsch ve Savcı Bruno Jost, tanıklıklara ve istihbarat belgelerine dayanarak saldırının, İran rejiminin yurt dışındaki siyasi muhalifleri tasfiye etmeye yönelik resmi politikasının bir parçası olduğunu vurguladı.

Kararın ardından AB üyesi ülkeler büyükelçilerini Tahran'dan çekmiş, İran'ın Avrupa ile diplomatik ilişkileri krize girmiş ve yarı askıya alınmıştı. Mahkemenin kararı, bir Avrupa mahkemesinin bir hükümetin üst düzey yetkililerini resmi ve belgeli biçimde Avrupa topraklarında suikast failleri olarak tanımladığı ilk örnek oldu.

Sorumlular görevde kaldı, hesap verme olmadı

İran yönetimi, kararın ardından hiçbir sorumluluk kabul etmedi; resmi kurumlar davayı "siyasi bir gösteri", devlet medyası ise "Siyonist-Batılı bir komplo" olarak niteledi. Kararda "Özel İşler Komitesi"nin karar vericileri olarak adı geçen yetkililer ne sorgulandı, ne yargılandı, ne de istifaya zorlandı: Ali Hamaney liderlik konumunda kaldı, Ekber Haşimi Rafsancani yaşamının sonuna kadar üst düzey karar alma mekanizmalarında yer aldı, Ali Ekber Velayeti ve Ali Fellahiyan da kilit görevlerde kalmaya devam etti ya da terfi etti.

Bugüne kadar İran yönetimi tarafından bu cinayetle ilgili herhangi bir özür, tazminat ödemesi veya resmi hesap verme adımı atılmadı.

PAYLAŞ

Yorumlar

Yorum yaz

SONRAKİ HABERLER

    Mikonos suikastının 34’üncü yılı — Rastinews