Trump baskıyı artırıyor: ABD, Küba Devlet Başkanı yaptırım kararları aldı

RastinewsWASHINGTON - ABD yönetimi çemberi daraltıyor. ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ve aile fertlerinin de aralarında bulunduğu 5 üst düzey ismi yaptırım listesine ekledi. Ocak ayında Venezuela'da Nicolas Maduro yönetiminin devrilmesinin ardından Havana'yı enerji ablukasıyla felç eden Washington, bu son hamlesiyle doğrudan "rejim değişikliği" kartını masaya sürdü.
Yayımlanan yeni yaptırım listesi, Küba devlet mekanizmasının en tepesindeki isimleri ve hanedan ağacını doğrudan hedef alıyor:
Miguel Diaz-Canel: Küba Devlet Başkanı.
Lis Cuesta Peraza: Devlet Başkanı’nın eşi (Kültür Bakanlığı eski yetkilisi).
Manuel Anido Cuesta: Diaz-Canel'in üvey oğlu ve hukuk danışmanı.
Alejandro Castro Espin: Eski Devlet Başkanı Raul Castro’nun oğlu ve Savunma Komisyonu eski danışmanı.
Raul Alejandro Castro Calis: Raul Castro’nun torunu.
Yaptırımlar kapsamında, listedeki isimlerin ABD yargı yetkisi alanındaki tüm mal varlıkları dondurulurken, ABD vatandaşları ve şirketlerinin bu kişilerle finansal ilişki kurması kesin olarak yasaklandı. Ancak uzmanlar, Küba lider kadrosunun ABD finans sisteminde doğrudan bir varlığının bulunma ihtimalinin "oldukça düşük" olduğunu, bu hamlenin pratik sonuçlardan ziyade diplomatik bir tecrit ve askeri müdahale öncesi psikolojik baskı amacı taşıdığını vurguluyor.
Trump’ın Yeni Doktrini: "Dostane Devralma" mı, Askeri Müdahale mi?
Beyaz Saray’da Donald Trump’ın imzaladığı ve ambargoları genişleten kararnamenin hemen ardından gelen bu adım, Washington’ın Latin Amerika politikasındaki agresif vites artışını tescilledi. Küba’yı Amerikan yatırımlarına açmaya zorlayan Trump, aksi takdirde bir "rejim değişikliği" olacağını saklamıyor. ABD yönetiminden gelen açıklamalar, Havana’nın Washington’ın rakiplerini adadan çıkarmaması halinde baskının askeri boyuta evrilebileceği sinyalini taşıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptırımların ardından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Bugün listeye alınanlar, rejimi yöneten ve onun radikal devrimci hareketlerini dünya çapında finanse eden odaklardır. Tercihimiz diplomatik bir çözüm ancak mevcut sosyalist yönetimle bu ihtimal oldukça düşük."
Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump ise adadaki ekonomik çöküşü hızlandırmak isteyip istemedikleri yönündeki soruya, "Sadece iyi yönetilen bir ülke olmalarını istiyoruz. Ülke açlıktan kırılıyor; enerjisi yok, petrolü yok, parası yok, hiçbir şeyi yok. Ama güzel bir toprak parçası" diyerek Washington'ın adaya yönelik jeopolitik iştahını açıkça ortaya koydu.
Enerji Ablukası ve "Gölge Lider" Suçlaması
Havana yönetimi, Trump yönetiminin ocak ayından bu yana uyguladığı sert enerji ablukası nedeniyle cumhuriyet tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini yaşıyor. Meksika gibi ülkelere yönelik gümrük vergisi tehditleriyle Küba’ya giden petrol tankerlerini engelleyen ABD, adada sistematik elektrik kesintilerine ve gıda kıtlığına yol açmış durumda.
Geçtiğimiz ay Küba Devrimi'nin sembol isimlerinden Raul Castro hakkında ABD'de açılan gıyabi ceza davasının ardından, halefi Diaz-Canel'in de doğrudan yaptırım kıskacına alınması, Washington'ın adadaki komünist yönetimi tamamen tasfiye etme kararlılığını gösteriyor. Küba Devlet Başkanı Diaz-Canel ise ABD'nin tehditlerine, "Bu önlemler ablukayı derinleştirmeyi amaçlıyor, her türlü saldırıya karşı direnmeye hazırız" sözleriyle meydan okudu.
